Perşembe, Mart 19

yalpak anlar


Güneşten aya sallanan zamandır akşamüstü... En tutulası an.

Siyah mı, beyaz mı, yoksa renkler mi? 
Başlamak mı, bitirmek mi, yoksa tüm geçişler mi?
Gündüz mü, akşam mı, yoksa akşamüstü mü?

*2016

Yan Yaz Yaz

Nasıl dokunabilir bir insan
Elinde naylon bir eldivenle
Bir başkasının yüreğine?
Göğsüme bir çiçek saplı
Şeytan tüyü çiçeği..
Ben kopardım
Ben sapladım
Benim çiçeğim, benim yüreğim, benim sevgim.
Sevgilim
Bir yaz gecesi rüyasıydı
Mecburi bir gidiş gibiydi senin ki,
O neyse?
Senden sonra sarıldığım şair öldü bu yaz
Daha güzel kim anlatabilirdi ki
Bir ihaneti bir şiirle?
Sen bana
Ben onun dizelerine sığındım.
Hala aynı soruyu soruyorum
Herkese
Sahte bir el
Nasıl bir EL
Yüreğimde demlenir
Söyle!

3 Ağustos 2019/
Küçük İskender 3 Temmuz 2010

İlkyaz Yorgunluğu

Yarın 20 Mart 2020. 
İlkyazın ilk günü. 
İnsanlar bir virüs salgının pençesinde, pencerelerini kapadı güne güneşe.
Hasta olma korkusu bir yandan, ekmek parası derdi diğer yandan. Hemen hemen herkes endişe bozukluğu yaşıyor. 

Ben bu kış iyi dert yaptım, gam yaptım. Baharın gelişini, ilkyazın ilk gününü, yarını kaçıramam. 
Bu kaygı dağından başka türlü kaçamam. 

Bahar çiçeklerini görünce insan hemen modunu "mutluluk on" yapamıyor. İlk önce bir yorgunluğu çarpıyor yüzlere yüzlere. 
Bu bahar yorgunluğunu hiç kolay atamayacağız o belli. Söyledim ya türümüz tehlike altında diye en başta. 
Ama ben en acelesinden mutluluk on tuşuma basmaya niyetliyim.
Taşımayacağım böyle ne elem ne de keder.
Ohh. Attım penceremden, ister tutun ister düşsün.

Ben yarını kaçıramam.


Cumartesi, Temmuz 20

Nefretinden Kaçan Tavşan


Bazı şeyler var, değişmeyen. Değiştiğini zannettiğin, yanıldığın, sonra da hayal kırıklığına uğradığın durumlar var. Nefret mesela… Değişmeyen, değişemeyen bir duygu korkarım. 
İnsanların canını yakan duygulardan sıyrılmak isterim. Çabamdır bu. Ruhuma böyle kötü bir duygunun bu derece hükmetmesi kanıma dokunuyor çok. Unut diyorum. Nefretini unut. Koyuver, uçsun bir martı gibi! Nasıl bir güçte ki? Her bitti dediğimde aynı şiddeti, aynı rengiyle yeniden doğuyor. Bu güç beni nasıl yenebiliyor. Nefretim beni yenebiliyor.
Sil Baştan filmi! İşte  zzzzzz diye geçiyor aklımdan… Silseler mi tüm olanları? Canımı yarıp, içine tuz basmış tüm acılarımı unutsam keşke.
Akıl sağlığımı koru tanrım!

Şiirden Şiire

Popüler bir bilim kitabını bitirdiğim bir gün öğleden sonrası.
Böyle ansiklopedi gibi, öğretici ve ufuk açıcı bir kitap...
Bir anda okumayı tercih ettiğim kitaplar geldi aklıma. Çok  farklı tarz yazınları okuduğumu ama bana okumayı ve yazmayı sevdiren, şiirleri artık  okumadığım takıldı aklıma.

Küçücük bedenimde çocukluğumu beslerdi şiirler.
Onlar büyüttü beni.
Aşık oldum bir şiirle,
Bir şiir bana beklemeyi öğretti,
Başka bir şiir ise affetmeyi...

Şair olanlara da, olmayı deneyenlere de hep içten bi sevgi besledim.

Peki neden uzaklaşmıştım özümden, kendi dizelerimden?

Melankoli şiirin kökü müydü cidden? Acı çekmiyor muydum artık yeterince?

Hadi oradan! Küçücük bir çocukken ağaca, taşa-çakıla, vakıflara, okuluma  sabah akşam yazdığım şiirlerimdeki motivasyon neydi o zaman?

Modern dünyada büyüdüm. Hali vakti yerinde, meşgul, tas tamam bir insan oldum. Şiir okumayı unuttum belki de.

Şiir ki, Sümerli bir şairin binlerce yıl önce bile bana ulaştırdığı
Şiir ki, tüm duyguların suyunu sıkan bastırma kuvveti
Şiir ki, hayatın boy aynası

Yok yok! Şairlerimden vazgeçmedim.

Seni çok özledim şiirim.

Nesli