Cumartesi, Temmuz 28

Dalgacı Mahmut'un Sevdalısı






Yokuş aşağı inerken, kollarını iki yana açarak ve gülümseyerek koşuyordu.

Ama yokuş yukarı çıkarken kollarını beline bağlayarak, yüzünde ona hiç yakışmayan öfkesi ile sürünürcesine yavaş yürüyordu.

Durmadan bir yukarı, bir aşağı...
Bir sabah uyanıyor, derken akşamı kovalıyordu zaman.
Bu bir ehlileşme çalışmasıydı sanki.
Oyun gibi. Ama değil! Gerçekti her şey.

Sevdiği bir şiir kahramanı denizleri dikiyor, gökyüzünü boyuyordu ya!
Bizimki de, sokakların efendisi olmuş, taşların yüreklerini yumuşatıyordu.
O gri duvarlara, gri yollara, gri kaldırımlara bir bir dokunuyordu...

Yokuş inişleri de, çıkışları da... Gülümseyişi ve öfkelenmesi hatta...
Hepsi dalgasındandı.
Dalga dediysem, havası işte. Siz anlayın.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder