Perşembe, Temmuz 5

Benim yol çantam




"My blueberry nights" "Benim aşk pastam"

Bir filmi defalarca izlemekten zevk alan biri değilimdir. 
Ama bu filmi birçok kez izledim ve bir o kadar daha izleyebilirim.

İlk kez Sinema Anadolu'da 2008 yılı kışında izlemiştim.
Bilen bilir... Eskişehir Yunusemre Kampüsü'nde, yağmurlu, karlı buz gibi gecelerde, o sımsıcak filmleri izlemek gibisi yoktur! Konusu 'Sinema Anadolu' olan bir kitap bile yazılabilir sanırım.

İkinci izleyişim bir yaz gecesiydi.
Biri mazlum, biri suçlu, biri hasret çeken üç arkadaştık.  
Keyifliydi; yirmi metrekarelik odamda, ütü masasının üzerine projeksiyon kurup "duvar perdesinden" bu filmi izlemek.

Üçüncüsü bir bahar günüydü.
Kan çanağına dönmüş gözlerimle etrafımı seyrettiğim bir sabahın körüydü. Halbuki uykum pek kıymetlidir benim. 
Öfkeli olduğum bir gecenin sabahı izliyordum bu defa; sakinleştirici niyetine... 

Kendini bulmak için, kendinden kaçan esas kızlar.
Kaybetmekten korktuğu için, can acıtan esas oğlanlar.

Aşkın, sevginin içinde  "güvenin" kurduğu saltanat! 
Cesaretin gerçekler karşısındaki yenilgisi.
Riskin şansla yaptığı mükemmel dans.
Haksızlığa uğrayanların yollarla Hak'a varışı...
Ve hayal kırıklıklarının sivri uçları!

Nora Jones'un köfte dudakları.
Jude Law'ın o kahrolası ingiliz aksanı.

Şimdi bu film nerden geldi aklıma? 
İçinde yolculuk olan filmler, hep en sevdiklerim olmuş! 
Dün uzun bir yoldan geldim.
Yol sonunda  kendi hakkıma düşeni düşündüm. Düşündüm de, vardım.  
Vardım da anladım.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder